Bana ne mi, Sana ne mi?

Yaşadığımız şu fani hayat içerisinde bu iki sorunun da muhakkak yerine ve zamanına göre önemi fazlasıyla bizleri alakadar ediyor, daha doğrusu etmesi lazım geliyor. Öyle ki karşımıza çıkan olaylara verdiğimiz bu iki cevaptan birisi, bizi toplum içinde bir yere yerleştiriyor. Yerleştirdiği gibi vicdanımıza yani vicdanı olanlara ya huzur ya da huzursuzluk tesir ediyor. Zira muhakeme yeteneğimiz bize gelince en iyisi olurken bir arkadaşımıza, kardeşimize veyahut mazlum birine gelince kimyamız altüst olup “Bana ne?” sorusu vicdanımızda oluşuyor ve dilimizden dökülüyor.

            Peki biz Müslümanların yaşayış biçimi, inandığımız değerler ve inancımızın esası olan kurallarda bu şekilde mi bize söylüyor?

            Bu sorunun cevabını fazlasıyla bulabileceğimiz hatta anlatmak için delil bulmakta dahi zorluk çekmeyeceğimiz fazlasıyla aşikâr. O zaman “Komşusu aç iken, tok yatan bizden değildir” hadisini aklımıza getirsek nasıl “Bana ne?” diyebiliriz? Toplumun her bir ferdinin bildiği bu hadis-i şerif bile her şeyi fazlasıyla anlatmaya kâfi geliyorken, neden bizler anlamamak ve vurdum duymazlığa giden bu yolda fazlasıyla çaba sarf ediyoruz?

            Bu durumu bencillik, paylaşmayı bilmemek ve en önemlisi sözde Müslüman olarak yaşamanın sonucu olarak gösterebiliriz. Gün gelir, devran döner de sana “Neden yardım etmiyorsun?” diyenlere “Bana ne?” dediğin zamanları unutma. Çünkü sen dara düştüğün zaman yana yakıla yardım ararken “Neredesiniz ay yüzlü kardeşlerim, neden yardım etmiyorsunuz?” deyip birde üzerine “Siz nasıl arkadaşsınız?” diye hesap sorarken “Sana ne?” cevabını aldığında bu cevap seni hiç şaşırtmasın. “Neden?” diye hiç sorma boşu boşuna kendine. Zira zamanında çaresizliklerine duyarsız kaldığın kişilerden böyle durumlarda yardım beklemek ahmakça olmaz mı?

            Olaylar cereyan ettiği vakitte hesabımızı sağlam yapıp, mensubu olduğumuz dinin kurallarına ve tavsiyelerine göre hareket edersek her zaman bize uzanan bir halis niyetli eli göreceğimiz kesindir. Öyleyse “Bana ne?” ve “Sana ne?” demeden önce hayatımız boyunca bu sorulara bizim de muhatap kalabileceğimizin farkında olmamız lazım. Toplum olmanın önemini kavrayıp birlikte hareket etmenin getireceği bereketi bilsek ‘’Bana ne?’’ veya ‘’Sana ne?’’ sorularını ne kadar sıklıkla kullanırız acaba?

            Öyle ki dünya hayatı bir tarla gibidir. Hayatta iken ve ahirete göç ettiğimiz zamanda da dünyada neyi ektiysek onu biçeceğimizi unutmayalım.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*